| Türk basının 'marka değerlerinden' biri olan reha Muhtar, meslekteki 30. yılında kendi içinde bir hesaplaşma yapmak gereği hissederek 4 Mart 2010 tarihli Vatan gazetesinde şu başlıkla bir yazı yayınladı:
'Para için mi meslek seçilir, yoksa..?'
reha, gazeteciliğe nasıl başladığını anlatırken 1980 yılının Şubat ayına gidiyor. Ulusal Basın Ajansı'nda stajyer muhabir olarak görev başı yaparken gazetecilik heyecanını da çok güzel anlatıyor.
Altı öğrenci arkadaşıyla birlikte çalıştığı UBA'da daha sonra kendisi seçilip muhabir olarak çalışmaya layık görülüyor. Ama kadro, sigorta hatta maaş bile yok. Bedava çalışacaktır, gazeteciliği öğrenmek, bu meslekte kalabilmek adına böylesi bir daveti uçarak kabul ediyor.
Zaten gazetecilik ile parasızlık arasında doğru orantı hiçbir zaman değişmedi.
Milliyet'in Ankara'daki ünlü temsilcisi Orhan Tokatlı, evlenirken eşinin ailesi 'biz gazeteciye kız vermeyiz bile' demiş…
PARA VE ŞÖHRET GAZETECİLİĞİ
reha bunu da anlattıktan sonra kendisinin yöneticilik dönemine geliyor.
'Çalıştığım yerlerde iş başvurusu yapan gençlerle bizzat konuşmak isterdim. Kahramanca bir cümle arardım onların ağzından çıkacak…
-Maaşın önemi yok, diyecek bir genç görmeyi umardım.
reha hep karşısında 'Ne kadar maaş alırım?' ya da 'Nasıl haber programı sunabilirim?' diyen gençler bulmuş… Yani para ve şöhret isteyenler!
Bu gençler acaba bu davranış biçimini, mesleğe bakış açısını kimden görüp öğrenmiş olabilirler?
reha böylesi sorgulamalar yapmıyor.
Gazeteciliği para kazanmak için değil, gazetecilik aşkıyla yapılması gerektiğini öğütlüyor. Kendisinin de öyle yaptığını yazıyor.
İç hesaplaşma yaptığı yeri de yazısının içinde belirtiyor:
'New York gökdelenleri arasından uzayıp giden Madison Aevnue'ye bakıyorum… Saint Patrick's katedrali karşımda bütün haşmetiyle duruyor…'
….
'Gazetecilikteki 30. yıldönümü New York'taki bir otel odasında kaçınılmaz bir iç hesaplaşmaya sahne oluyor…'
SHOW HABERSİZ reha
Oysa bunun tam bir 'kendiyle hesaplaşma' olduğu söylenemez. Çünkü içinde 'Show TV Ana Haber' döneminden bırakın tek satırı tek kelime bile yok. Show Habersiz bir reha Muhtar düşünmek mümkün olabilir mi?
reha Muhtar'a büyük şöhret ve para sağlayan bu dönemi ıskalamak doğru mu acaba? Yalçın Bayer'in tanımıyla 'maymun haber' denilen; habercilikten çok bir eğlence programını andıran, sinirlendiren, güldüren, eğlendiren, neşeli vakit geçirten 'haber bültenini' sunan reha Muhtar acaba bu dönemde mesleğimize ne kattığını da yazabilir mi?
Canlı yayında 'efendim çocuğunuzu tuvalette mi düşürdünüz?' diye soran bir programcıydı.
Hakkını teslim etmek gerekin, reyting konusunda bir numara olmuştu.
reha'yı yakından tanıyanlar, ekrandan tanıyanlara şöyle diyorlardı:
-reha Muhtar sizin gördüğünüz gibi değildir, bilgilidir, kültürlüdür, sözünü sohbetini bilir. Doğru dürüst bir insandır. Oturup konuştuğunuz zaman şaşırırsınız, neşelidir, esprilidir, bir o kadar da sevimlidir!
Bunları duyan haliyle şaşırır ve sorardı:
-Peki o zaman ekranda o tuhaflıkları neden yapıyor?
İşte bu sorunun yanıtı gazeteciliği ve hayatı sorgulama anlamına da gelir…
Tek yanıt vardır:
-Show'a reyting, reha'ya da para kazandırmak!
reha Muhtar kendisine yapılan söyleşi tekliflerine hep şöyle yanıt verdiği biliniyor:
-Ben Show TV dönemini konuşmak istemiyorum!
O zaman geriye ne kalıyor reyting sihirbazı reha Muhtar'dan?
New York'ta hesaplaşma yaparken hep dışarıya bakmak olmaz. Ara sıra da dönüp lüks otelin mobilyalarına göz gezdirerek dolaşmak ve odadaki büyük boy aynasına da bakmak gerekir. Kendisine de şöyle sorması uygun olur:
-UBA'da parasız çalışmaya can atan genç gazeteci, nasıl bu hale nasıl geldi?
reha Muhtar belki bir gün de zaman ayırıp iz bırakan dönemine göz atar:
-Gazetecilikte 'maymun haber' ile mesleğe ne kazandırdım?
Kaynak: Lifeinbursa.com
|